Çanakkale’den Anzac’a: iki düşmanı dosta çeviren kıyı
Bir asır önce aynı sahilde çarpışan iki halk, bugün her 25 Nisan’da yan yana saygı duruşunda. Okyanusya’daki Türk diasporasının en derin bağı, bir savaş alanında doğdu.
Dünyanın hiçbir yerinde Türk diasporasının ev sahibi ülkeyle bağı, Avustralya ve Yeni Zelanda’dakine benzemez. Çünkü bu bağ ne ticaretle ne göçle başladı; bir savaş alanında, 1915’te Gelibolu kıyılarında doğdu. Ve dünya tarihinde ender görülen bir şeye dönüştü: bir zamanlar birbirini vuran iki halkın, karşılıklı saygıyla kurduğu kalıcı bir dostluk.
1915: aynı sahilde iki genç ordu
Birinci Dünya Savaşı’nda, Avustralya ve Yeni Zelanda birliklerinden oluşan ANZAC (Australian and New Zealand Army Corps) kolordusu, Gelibolu Yarımadası’na çıktı. Aylar süren çetin çarpışmalarda her iki taraf da büyük kayıplar verdi. Avustralya ve Yeni Zelanda için bu sefer, henüz genç olan ulusların kendi kimliklerini buldukları kurucu bir ana dönüştü. Türkiye için ise Çanakkale, vatan savunmasının ve Mustafa Kemal’in yükselişinin simgesi oldu.
İki taraf da aynı dar sahil şeridinde, çoğu zaman birbirine birkaç metre mesafede savaştı. Ve tam da bu yakınlık, savaşın ortasında insani anların (ateşkeslerde paylaşılan sigaranın, yaralıya uzanan elin) hikâyelerini doğurdu.
“Artık bizim de evlatlarımızsınız”
Bu bağın yüreği, Mustafa Kemal Atatürk’e atfedilen ve Gelibolu’daki anıtlara da kazınan o meşhur sözlerdir. Anzac analarına seslenen bu sözler, düşmanı bir anaya emanet edilen evlada çevirir:
Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar! Burada, dost bir vatanın bağrındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız… Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır; huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim de evlatlarımız olmuşlardır.
Bu sözlerin tarihsel kaynağı ve tam metni üzerine akademik tartışmalar olsa da, iki ulusun gönlünde tuttuğu yer tartışmasızdır. Bugün bu satırlar, hem Gelibolu’da hem de okyanusun öbür ucundaki anıtlarda okunur.
Karşılıklı onur: Anzac Koyu ve Atatürk Anıtları
Bu dostluk tek taraflı kalmadı. Türkiye, Gelibolu’da çıkarmanın yapıldığı koyu resmen “Anzac Koyu” (Anzac Cove) olarak adlandırdı. Buna karşılık:
- Yeni Zelanda, başkenti Wellington’ın girişinde, denize bakan bir noktaya Atatürk Anıtı dikti.
- Avustralya, başkenti Canberra’da, ulusal anma yolu Anzac Parade üzerinde Atatürk’ün adını taşıyan bir anıta yer verdi.
İki halk, birbirinin topraklarına kendi kahramanının ve karşı tarafın evlatlarının adını yazdı. Diplomaside benzeri az bulunur bir jest.
Her 25 Nisan: diasporanın günü
Bugün Anzac Günü (25 Nisan), Avustralya ve Yeni Zelanda’nın en kutsal ulusal anma günüdür. Şafak vakti yapılan “dawn service” törenlerine her yıl on binlerce insan katılır; bir kısmı da bu töreni doğrudan Gelibolu’da, Türk ev sahipliğinde gerçekleştirir.
Okyanusya’daki Türk diasporası için bu gün özel bir anlam taşır. Çünkü topluluğun ev sahibi ülkeyle paylaştığı ortak tarih, tam da burada, saygı, yas ve barış duygusunun buluştuğu bu sabahta somutlaşır. Bir asır önce karşı siperlerde olan iki halkın torunları, bugün aynı toprakta komşu, iş arkadaşı, akraba.
Çanakkale’nin bıraktığı miras, diaspora için yalnızca bir tarih dersi değil; aidiyetin köprüsüdür. Bu köprünün hikâyesini anlatmaya devam edeceğiz.